2002 Yılının En İyi Filmleri

sıkıysa yakala

2002 yılında pek çok film vizyona girdi. Bu filmler arasında en çok beğenilen ve izlenilmesi gereken filmleri sizler için derledik. Bilim kurgudan drama, aksiyondan animasyona kadar pek çok türde filmi listeye eklemeye çalıştık. Eğer siz de bu listeye eklenmesi gereken filmler olduğunu düşünüyorsanız yorum yaparak listemize katkıda bulunabilirsiniz.

Piyanist (The Pianist)

İkinci Dünya Savaşı’nın acımasız tarafının anlatıldığı en iyi savaş filmlerinden bir tanesi olan yapımda Yahudi bir piyanistin yaşadığı acı dolu günlere tanıklık ediyoruz. Savaş ve dram filmi denince akla gelen ilk filmlerden biridir bence. Adrien Brody filmde muhteşem bir oyunculuk performansı sergilemiş. Duyguyu seyirciye aktarabilmiş diyebilirim. Ünlü yönetmen Roman Polanski’nin şaheserlerinden bir tanesi.

Sıkıysa Yakala (Catch Me If You Can)

Usta yönetmen Steven Spielberg ile dünya ünlü iki muhteşem oyuncu Tom Hanks ve Leonardo Di Caprio’yu bir araya getiren filmde onlarca dolandırıcılık suçuna karışan Frank isimli bir gencin peşine düşen bir FBI ajanının muhteşem kovalamacası anlatılıyor. Film oldukça akıcı ve güzel. Çok sevdiğim iki aktörü aynı filmde görmek gerçekten hoşuma gitti. İzlemenizi tavsiye ederim.

Azınlık Raporu (Minority Report)

Yine usta yönetmen Steven Spielberg’ün aynı sene çıkardığı ikinci filmde en az diğeri kadar muhteşem. Bilim kurgu türünün sevdiğim örneklerinden bir tanesi olan filmde gelecekte 2054 yılında artık suç oranı tamamen ortadan kalkmıştır. Çünkü artık güvenlik güçleri gelecekte suç işleyecek olan kişileri önceden tespit ederek onları tutuklamaktadır. Bu kişileri tutuklayan dedektiflerden bir tanesi olan John bir gün kendisi suçlu durumuna düşer. Ancak kendisi bir cinayet işlemeyeceğinden fazlasıyla emindir. O yüzden de güvenlik güçlerinden kaçmaya karar verir. Eğer bilim kurgu türündeki filmleri seviyorsanız kaçırmayın derim.

Panik Odası (Panic Room)

Ünlü yönetmen David Fincher’ın gerilim türündeki filmde Jodie Foster ve Kristen Stewart baş rolleri paylaşıyor. Filmde Meg küçük kızı ile birlikte yaşayan yalnız bir annedir. Kocasından boşandıktan sonra ondan kendisine kalmış olan nafaka parası ile bir ev satın alır. Kızıyla bu eve yerleşirler. Meg bir gün evin içinde evin her tarafının gözetlenebildiği bir güvenlik odası bulur. Bu oda oldukça güvenli bir odadır dışarıdan birinin de bu odaya girmesi neredeyse imkansızdır. Bir gün Meg ve kızı o güvenli odayı kullanmak zorunda kalacaklardır. Gerilim türündeki filmleri sevenler için birebir.

Örümcek Adam (Spider-Man)

İlginç bir şekilde Marvel’in en sevdiğim sinema filmi diyebilirim. Klasik Örümcek Adam hikayesinin anlatıldığı bu film dönemine göre üst düzey görsel efektlere sahip olmasının yanında hikayenin anlatılış şeklide oldukça güzel. Bundaki en büyük etkenlerden bir tanesi de filmin baş rollerinde yer alan Tobey Maguire’nin oyunculuk performansı. Gerçekten bu muhteşem seri ile iyi bir iş çıkarmış. Saim Raimi’nin yönettiği filmde Tobey Maguire’ye Kristen Durst, Willem Dafoe, James Franco gibi ünlü isimler eşlik ediyor. Hala izlemediyseniz direk açıp izlemenizi tavsiye ederim.

Tanrı Kent (Cidade De Deus)

Filmde Brezilya’nın fakir mahallerinde de yaşamakta iki çocuğun hikayesine tanıklık ediyoruz. Bu iki çocuk aynı mahallede büyümüşlerdir ve bu mahallede uyuşturucu satıcılarının arasında hayatlarına devam etmişlerdir. Kendilerinin de bu suç dünyasına girmeleri kaçınılmaz gibidir. Ancak bu çocuklardan biri başka hayaller kurarken diğer suç dünyasında adından söz ettirmek istemektedir. O dönemin Brezilya’sının acı gerçeklerinin anlatıldığı film oldukça anlamlı mesajları ile de seyirciyi kendine çekmeyi başarıyor. Dram filmi sevenlerin kesinlikle kaçırmamaları gereken bir film.

İşaretler (Signs)

M. Night Shyamalan’ın yönetmen koltuğunda yer aldığı bilim kurgu-fantastik türündeki filmde tarlalarında bir anda beliren tuhaf işaretleri gördükten sonra hayatları değişen Graham, kardeşi ve kızının hikayesi anlatılıyor. Mel Gibson Joaquin Phoenix ve Abigail Breslin gibi ünlü isimlerin yer aldığı film oldukça dikkat çeken konusu ve gizemli anlatım biçimi ile seyirciyi kendine çekmeyi başarıyor.

Geçmişi Olmayan Adam (The Bourne Denitity)

Ünlü oyuncu Matt Damon’ın baş rolünde yer aldığı filmde Jason isimli bir adam denizde iken balıkçılar tarafından bulunur ve tekneye alınır. Balıkçıların teknesine almış olduğu bu adam geçmişine dair hiçbir şey hatırlamamaktadır. O saatten sonra adamımız kendinin kim olduğunu öğrenmeye çalışır. O zaman diliminde ise hatırlamadığı yetenekleri gün yüzüne çıkmaya başlar. Usta yönetmen Doug Liman’ın yönettiği Geçmişi Olmayan Adam filmi aksiyon severler için birebir diyebilirim.

Buz Devri (Ice Age)

7’den 70’e herkesin severek izlediği Buz Devri serisinin ilk filmi 2002 yılında vizyona girmişti. Animasyon türündeki filmde bir aslan, bir mamut ve bir rakunun bir şekilde bir araya gelerek bir bebeği anne ve babasına teslim etmeye çalışmaları anlatılıyor. Birbirlerinden farklı karakterlere sahip bu üç kişinin eğlenceli yolculuğuna tanıklık edin. Hala izlemediyseniz izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.

New York Çeteleri (Gangs of New York)

Usta yönetmen Martin Scorsese’nin tecrübesi ile Leonardo Di Caprio, Cameron Diaz ve Daniel Day-Lewis gibi ünlü isimleri bir araya getiren filmde 1800’lü yıllarda ABD’nin Manhattan şehrinin mahallerinde iki büyük çetenin savaşı hüküm sürmektedir. Bu iki çetenin arasındaki çekişmede bir grubun lideri öldürülür. Babasının ölümüne şahit olan grup üyesi onu öldürenlerden intikam almak için elinden gelen her şeyi yapacaktır. Eğer beklentinizi aşırı yüksek tutmazsanız ve bu tarz filmleri seviyorsanız hoşuna gidecektir.

Yüzüklerin Efendisi: İki Kule (The Lord of The Rings: The Two Towers)

Efsane serinin ikinci filminde Yüzük kardeşliğinin bozulmasının ardından grup üyeleri kendilerini Orta Dünya dört bir yanında yaşayacakları tehlikeli maceraların ortasında bulacaklardır. Frodo ile Sam de iş birliği yapmak zorunda oldukları Gollum ile yolculuklarına devam etmektedirler. Olayların çok daha karmaşık bir hal aldığı filmde yönetmen koltuğunda yine Peter Jackson oturmakta.

Harry Potter: Sırlar Odası (Harry Potter and The Chamber of Secrets)

Serinin ilk filminde olduğu gibi bu filmde de yönetmen koltuğunda Chris Columbus yer alıyor. Serinin ikinci filminde Harry, Dursley’ler ile hayatının en kötü dönemine geçirmektedir. Onu evden öylesine bıktırırlar ki Harry’nin aklındaki tek şey okulların açılması ile Hogwarts’a dönmektir. En sonunda okula dönme vakti gelir. Ancak bir elf olan Dobby onun okula döndüğü zaman çok kötü bir şey ile karşılaşacağını söyler. Serinin bu filmi de ilk filmi kadar güzel.

Aşk Sarhoşu (Love & Other Drugs)

Edward Zwick’in yönettiği Aşk Sarhoşu filminde çok sevdiğim iki oyuncu Jake Gyllenhaal ile Anna Hathaway’i bir araya geliyor. Romantik-komedi türündeki filmde Maggie erkeklere pek fazla bağlanamayan güzel bir kadındır. Bir gün Jamie isimli bir adam ile tanıştıktan sonra ona aşık olacaktır. Bu türdeki filmleri seviyorsanız keyifli vakit geçirebileceğiniz bir yapım diyebilirim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir